21 Mart 2011 Pazartesi

ON AIR…

-          Ben çok yalnızım ya…
-          Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok! 
-          Bazen büyük farklılıklar insanları birbirine daha da yakınlaştırır. 
-          Ölümün olduğu yerde, daha ciddi ne olabilir ki… 
-          Bir şeyleri elde etmeye çok yakın hissettiğimde de… Kaybettim… 
-          ‘Kaybedenler Kulübü’ burası! 
-          Alo! 
-          İyi geceler sayın dinleyen… Sizinle yatmış mıydık?



Sonunda bize de bir kulüp düştü…
Hayır, sevgili okur, aslında yazımın temeline bunu oturtmuş olsam da kendimi ‘kaybetmişlerden gördüğüm falan yok. Ama bu iş beni fena heyecanlandırıyor. Yönetmen Tolga Örnek’e olan inancımdan mı kaynaklanıyor tüm bu coşma hali yoksa oyunculara hayranlığımdan mı orasını da bilmiyorum. Aslına bakarsanız filmin geneline hâkim olan radyo programlarına karşı bir merakım bile yok. Nedir peki beni böylesine galeyana getiren?
Tamamen neyin ortaya çıkacağını bilmemenin verdiği haz… Evet, beni heyecana sürükleyen tam olarak bu. Henüz vizyona girmeyen bir filmle ilgili ilk kez yazıyorum. Ve sadece fragmanıyla bile üst düzey bir iş olacağını tahmin ettiğim bu filmi sabırsızlıkla bekliyorum…
Künye ve yaptıkları diğer işler için kaybedenlerkulubufilm.com sitesine bakmakta yarar var. Nejat İşler, Yiğit Özşener, Ahu Türkpençe ve bir tanecik Serra Yılmaz için gidilesi…
Umarım kof çıkıp 190 kelimelik bu yazıyı bana yalatmaz!  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme