27 Nisan 2012 Cuma

Renkler, Planlar ve Duygular Koordinasyon Merkezi

Güzel fotoğraflar çekmek... Durup dururken, bir konuyla ilgili hiçbir fikir üretmemişken aniden bir görüntü yakalayıp oradan anlamlara sürüklenebilmek... Gerçekte gördüğüm manzara ile önce kadrajdan, daha sonra da yağlı kağıdın üzerinden gördüğüm görüntünün, üzerimde farklı duygular uyandırması... Durmaksızın deklanşöre basmak, fotoğrafların karanlık çıkması ya da ışıkların patlak, amatörce, bol hatalı... Bunların hepsini istiyorum. Hem zaten bu kadar sağa sola sapmadan nasıl çıkar ki heyecanlandıran fotoğraflar? Fotoğraflar sadece anlık oyunlar mıdır? 'Doğru zamanda doğru yerde' kuralı mı vardır, yoksa yeterli imkan sağlanırsa doğru yer de doğru zaman da yaratılabilir mi? Düşünüyorum. Fotoğraf üzerine en az üç dört yılı gayriciddi olmak üzere son bir yıldır ciddi ciddi düşünüyorum. Çünkü fotoğrafsal hadiseler diyafram ayarı, görüntü parazitlenmesi gibi maddi tanımlamalardan ibaret değil, biliyorum.

Dediğim gibi amatörce ve neler çıkacağını bilmeden durmaksızın birşeyler yapmak istiyorum. İsteklerim bitmek bilmiyor. "Eğer," diyorum kendi kendime, "bunları yapmazsam, nasıl Mehmet'in yaptığı gibi iç kıpırdatan işler çıkarabilirim ki ortaya?"

Yahşi Batı'daki Şerif'in sezgiler konusundaki düşünceleri gibi, ben de diyorum ki: "Duygular!!!" Teknik de tam olursa, -ki her zaman olması gerekmez, insanın içinde en çok yer eden dış etken, hep duygu temelli. Onlara, duygulara dokunmasında gizli...

Hayatta çok güzel kareler var. Sinir bozacak kadar, gerçekliğini sorgulatacak kadar pırıltılı kareler. İşte son zamanlarda kendi fotoğraflarını profesyonel olarak nitelendirmeyen, ancak her bir karesinden ayrı birer hikaye çıkarttıran bir adamın fotoğraf albümünden beni ilk bakışta en çok etkileyenleri... Mehmet Tan dostuma selam olsun, fotoğraf sanatçısı ve eğlenceli bir anlatıcı... 

'Friends'
'Friends' fotoğrafı her ne kadar dostluktan girmiş olsa da sayfaya, bana anımsattığı şeyler biraz farklı. 'Karanlıkta Koşanlar' diye bir dizi vardı bir ara. Ahmet Ümit'in 'Şeytan Ayrıntıda Gizlidir' adlı romanından televizyon dizisi uyarlaması olarak yayınlanmıştı. Şimdi denebilir ki, polisiye bir romanı alıp, sıcak bir dostluk havasına nasıl oturtabiliyorsun? Buna cevap olarak şunu derim: "Acayip Hikayeler'i izlemiş ve beğenmiş bir adamım. Bu renklerdeki gerilimi de hissedebiliyorum ve yetmezmiş gibi kafamdaki kurgunun sonunu da görebiliyorum. Kurgu çetin, kurgu tehlikeli... Ama kurguya göre yaşanan tüm maceralardan sonra -artık her ne yaşandıysa- karakterler rahatlamış ve girdikleri kestirme yolun sonunda bir iki tek atıp başlarından geçenleri konuşabilecekleri bir bar var. Hava soğuk ve bar sıcak şarabıyla meşhur..."

'Kissing Dance'
'Kissing Dance' başlığıyla paylaşılmış bir fotoğraf... Fotoğrafların bulunduğu sitede bulunan yorumlarda da dikkat çekildiği üzere havada aşk kokusu var ve aşk kokusunu insanların yakınında ancak onlardan soyutlanmış olan bu mekanda hissetmek... Dedim ya, hissetmek işte!

'Once Upon A Time in A Town #2' 
'Once Upon A Time in A Town #2' Nuri Bilge Ceylan'a selam çakar gibi... Yurdumun Ortadoğu'ya aidiyetinin, belki de kelimelere gerek duymadan yapılabilmiş başarılı bir tasviri. Kadraj ve renkler, hikayesini anlatan, soğuk, içine kolay giremediğin ancak izlemekten de kendini alıkoyamadığın bir filmin karesi hissiyatını yansıtmakta...

'La Femme au Vélo'
'Bisikletli Kadın'... Oradayım. Tam o yanda tekerlekleri görünen bisiklet benimkisi... Mutluluktan düşmüşüm, ayaklarım görünmüyor. Hayat fotoğrafın renklerinden daha canlı ve fakat soğuk olanlar her zaman en sevdiğim renkler...

'Let's Take a Break Darling'
Bilirsin Woody Allen, son yıllarda Avrupa'ya dadandı. Bundan bahsetmiştim. Peki, şimdi eğer Allen'ın yönettiği o filmler aşkına, söyle! Orada bagajdan çıkanlar, bir baget ekmeği, biraz peynir, biraz mayonez ve az biraz da şarap olsa? Mümkünse rosé? Yalnızlığın da tadı çıkmaz mı bu Avrupai kadrajla?  

'When Things Go Wrong'
İçlerinde neşelileri de var, daha iç karartıcıları da... Ama nedense beni en çok etkileyen fotoğraflardan biri oldu bu. İşler her zaman yolunda gider mi? Saçlarım henüz beyazlamamış ve bir fötr şapka takmıyorum, fakat bu zaman zaman benim de gözlerimin ayaklarımın uçlarını takip ettiği gerçeğini değiştirir mi? En fazla düşünebilirsin, illa ki bir sonuca varmak... Her zaman için geçerli birşey değil sanki... Amaaan, bakalım işte fotoya, gitsin...

-------------
Diğer fotoğraflar için uğranmalı... http://www.flickr.com/photos/mmttn

1 yorum:

  1. Aniden bir goruntu yakalayip oradan anlamlara surukelenebilmek.. beni de en cok heyecanlandiran yani bu sanirim sokakta fotograf cekmenin. Bu kareleri senin gozlerinden ve keyifli dilinden okumak apayri bir zevk verdi gercekten. Hele ki sahnelerden ve renklerden aldigimiz tadlar bu kadar benzerken keske hepsinin hikayesini bir de senden okuyabilsem diye gecirdim icimden. Mutlu ettin beni, eyvallah dostum.

    YanıtlayınSil