27 Kasım 2011 Pazar

Gökyüzünde Karpuz Kesen Kırgızlar...

Geçenlerde teknolojinin yavaş yavaş hayatıma girişine alışmaya başladığımı, artık bana o kadar da öcü gibi gelmediğine dair bir yazı yayımlamıştım. Uyarmadı demeyin...

Radyo D'de 'Muzo'yla Yastık Sohbetleri'yle başlamıştı radyo maceram. En azından görünürde ilk hatırladığım program o. Onun dışında annemin yemek hazırlarken sürekli yanı başında bulunan mutfak radyosunu da az dinlemedim. Ancak son zamanlarda içime bir sıkıntı gibi düşüyordu bu evdeki müziğin; mp3 çalarlara, fizylere ve bunun gibi teknolojik bıdıların tekeline bırakılması sorunsalı... Yani radyonun güzelliği, biraz da şarkı aralarında katlanamadığın djlerde değil midir?

İşte bir yandan bunu düşünürken, bir yandan blogda hoşuma giden sözlerin yer alacağı bir köşe açma fikri de ona paralel olarak geliyordu. Yazacaklarım belliydi, ilgi alanlarım falan da. Tek belli olmayan bu yeni kulakçığa bir ad verme kısmıydı. Yakın arkadaşım Onur Mimaroğlu'nun da kafasını şişirdim bu derdimle... Allah kimseye böyle onulmaz dertler vermesin(!)... Neyse ki dostum işin içine benim kadar saplanmamıştı; dışarıdan bakabilme erdemi o an için ondaydı.

Ben,
- Ne olabilir abi bu parça? diye sordum, sordum; o kenara kısıldı ve sonra aniden,
- 'gibiamadeğil' olsun!, dedi. Ama bitişik yazılsın. Böyle daha bir güzel olur bence.

Başta pek ısınamasam da, -pek çok yeni şey gibi- sonrasında bu yeni başlığı çok sevdim. Ama bu kez bunda da başka bir durum vardı. Ben bu 'gibiamadeğil' le ilgili bir şeyler duymuştum. Hani herkeste olur ya,  déjàvunun; sanki duyulup, akılda kalmayla aynı anlama gelen ikiz kardeşi. Belki de ' déjàconnu' de denebilir ille de Fransızcası olacaksa...

Ama nereden duymuştum?

Google'a girip sormak bir saniyemi aldı. Hatta daha bile az ki Google kendisiyle övünüp "Nasıl da 0,75888... saniyede buldum" diye hava yaptı. İşte sonunda bulmuştum. Yolculukta bir dönemeç daha...

'gibiamadeğil' bir radyo programında kullanılıyordu. Artık programın adı mı yoksa sunucusunun takma adı mı hatırlamıyorum; fakat nasıl olur da hiç dinlemediğim bir programda geçen bir yapışık kelime dizisinden bu kadar etkilenebilirdim? Garip şeyler dönüyordu...

Sonuç olarak o son dönemeci de geçip, programı internette dinleyebileceğimi müjdeleyen linke tıkladım. O link aşağıda yer alacak, birazdan ekleyeceğim. Müziklerine bir bakın derim, fazla iyi. Hatta bu gece başka bir program dinledim ki adına bayıldım. 'Gökyüzünde Karpuz Kesen Kırgızlar'... Sağlam muhabbet döndüren, belki de bizim dönemin 'Kaybedenler Kulübü' rahatlığındaki programı olacak, bilmiyorum. Benzetmek de istemiyorum aslında... Sadece dinlerken keyif alıp, uzun zamandır ilk kez bir şeye yetişmek için saatime baka baka eve dönüyorum...

http://www.sourberry.org/onair

Bu gecenin kapanış şarkısı ise Timur Selçuk'tan geldi, saat 23.00'da sona eren bu programda: 'Sen Nerdesin?'

Biraz Oğuz Atay'ın 'Korkuyu Beklerken' adlı öykü kitabının bitiş cümlesini anımsattı bana. Orada da diyordu ya, "Ben buradayım sevgili okurum, sen nerdesin?"


3 yorum:

  1. Merhaba,
    Ben betty puf puf. Gökyüzünde Karpuz Kesen Kırgızlar'ı sunuyorum :) Çok teşekkür ederim yazınızdan dolayı. Çok onur duydum. Kulaklarınıza sağlık :))

    YanıtlayınSil
  2. Çok eğleniyorum iyi ki varsınız :) Cevabın geçliği için kusura bakmayın lütfen. Yazmak dışında bakmam gereken yerler de olduğunu unutuyorum... :)

    YanıtlayınSil
  3. Dinleyici olmasa biz neyiz ki, asıl sizler iyi ki varsınız! :)

    YanıtlayınSil