8 Mart 2012 Perşembe

gibiamadeğil 07

...

BEN: 
Başınıza gelenlerin suçlusu neden "benimkiler" oluyormuş?


LUKA: 
Çünkü yirmi yıl boyunca, sen bu memleketin düşmanı biliniyordun Teya. Bugünse... bizim memlekette her şey bugünden yarına değişir zaten... Bugünse, düşman benim ve seni buraya yerleştirdiler. Ben taksi şoförüyüm, sen genel yayın yönetmeni. ben sokaktayım, sense burada.


BEN: 
İktidardakilerin hiçbirini tanımam Luka Yoldaş. Onlarla hiçbir alışverişim yok, anlaşıldı mı dostum?


LUKA: 
Senin onlarla bir alışverişin olmayabilir, ama onların gözü hep senin üzerindedir. Bu göreve onların bilgisi dışında mı getirildiğini zannediyorsun? Hak ettiğin için mi oturdun şu koltuğa? Öyle mi sanıyorsun?


BEN: 
Evet, tastamam öyle sanıyorum Luka Yoldaş. Burası benim yerim, benim hak ettiğim bir yer. İki yıllık çıraklıktan sonra bilim doktoru kesiliveren çilingir ustası, döküm işçisi ve bolşevik aydınlar sürüsünden çok benim hak ettiğim bir yer burası. Burada kitap üretiyoruz; çivi, at nalı ya da teneke tarak değil!


LUKA: 
Elbette, dediklerine katılıyorum. Ama daha düne kadar totaliter bolşevik düzenin, bireylerin bilgi ve yetkinliğine değil, yöneticilere körü körüne bağlılık ve kıç yalamaya dayandığını savunurken, bugün, aynı düzen içinde, bir kişinin yalnızca yetenekleri sayesinde hak ettiği yere getirileceğine nasıl inanabilirsiniz? Benim akıl erdiremediğim, işte bu. Her şeyi avuçlarının içinde tuttuklarını, hiçbir şeyin ve hiç kimsenin denetimlerinden kurtulma ayrıcalığı olmadığını bile bile, nasıl olur da kendine ayrıcalıklı bir durum yakıştırırsın? Teya, oğlum, bu düzende kimsenin bir ayrıcalığı yok. Olamaz da!

BEN: 
Bütün bunları biliyorum, ama yine de...

LUKA: 
"Ama"sı yok! Otuz yıl hizmetlerinde çalışmış biri olarak diyorum ki, onlar "ama" sözcüğünü bilmezler. "Ya öyle, ya böyle"den ötesine akılları ermez. Ya, onlara karşı olduğunu sanarak onlardansın; ya da sahiden onlara karşısın; yani hiçbir yerdesin, kısacası yoksun.

Profesyonel [Duşan Kovaçeviç] sy. 45-46

...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme